6 Ekim 2013 Pazar

6ekim

En çokta pijamalarımı giyip ahkam kesmeme gülüyorum.. Bakkala yollasan gidemem ama burada oturup sana saatlerce nasihat verebilirim.. Pijamaya güvenmiyorum hayır ama ondan bir güç aldığım kesin. Söylemesi bile komik değil giymesi yani.. 
Neyse. Tişörtten kabana geçişin bu kadar sert olduğu bir zaman hatırlamıyorum ve çok aciz kaldım diyebilirim. Üşüyorum her anlamda. Hazır değildim ama ben ya hayır şimdi gelmesinler abi. 
Hüzün arıyorum ben sürekli çünkü beni besler nedense ilhamım olur ama bu aralar üzülecek bir şeyim olmadığı için neye sarılacağımı bilemiyorum ve biraz da sıkıntılıyım desem yeridir a dostlar. 
Resmen dizi dizi gezmeye başladım haydi hüzünleyim diye ama olmadı. Oyunculuklar kötü biliyor musun. Yani hiç haz etmiyorum. Osuruktan işte.
Bu gece de olmadı. Aslında kafamda bir şey yok, ve bu boşluk bu düşüncesiz olma durumu dandik. Bir huzur var ki beni tembelleştiriyor.. Bildiğin emekli kafası abi bu.. Başka ne olabilir.. Sanki unumu eledim eleğimi astım.. Bir garip işte. Neyse, herkese iyi pazarlar o zaman..

5 Ekim 2013 Cumartesi

5 ekim


Herkes uyuduğuna göre kalvyemin başına geçebilirim. Evet görüyorumda klavyem epey tozlanmış epey hüzünlenmiş anladığım kadarıyla. Çok beklemiş beni, canım benim. Anlayacağınız üzere duygusallığım iki kat arttı. Bunun sebebi bir aşk hikayesi. Tabi pek afilli değil, benim gibi. Zaten dünyalar savaşı olurken aşık olacağım bir insan düşünülemezdi bende pek çok kişi gibi internet vasıtasıyla tanıdım sevdiceğimi. İnternete her zaman kızan, küfürler eden birisi olarak böyle bir sevgiye maruz kalmam oldukça ironik oldu tabi.
Öngörülerimiz var ve bazı tahminlerde bulunuyoruz, doğru olduğu zaman büyük adam oluyoruz. Ve bu görüler tutmadığı vakit önyargılı pislik bir adam oluyoruz. Aslında tamamen geleceği göremeyen aciz insanların yeteneksizliğiyle ilgili olanlar. Yeteneksiz ve bencil insanlar önyargılı olur, alçak gönüllü insanlar ise devamlı pozitif baktığı için onların tercihi daha çok tutar ve daha çok sevilirler. Bir düşünün sizin için kötü bir düşüncesi tutan bir insanı, onu sevebilirmisiniz, sizin kötü yanınızı görmek istemiş ve görmüştür, önyargılı aptalın tekidir. Egoist ibneler bunu hep yaparlar ve kimse tarafından sevilmediklerini söylerler. Evet bende pek çok zaman böyle düşünüp kimsenin beni sevmediğini söyledim, insanların bana uzak olduğunu yani. Ama gerçekler var ve biz bu dünyada yaşıyoruz, ne yazık ki. İbnelere bakmayın siz.
Birisiyle uyuşamadığınız karşınızdaki insanı kötü yapmıyor orospu çocukları. Belki de o aynaya bakmadığın içindir herşey. Belki de kendini çok mükemmel gördüğün içindir herşey. Mütevazi insanları bu yüzden herkes seviyor ve bazı egoist ibneler bu mütevazi insanları daha çok kıskandığı için onlardan ölümüne nefret ederler. Kibirliler bu dünya üzerindeki şeytanların temsilidir aslında. O yüzden nefret ederler gerçeklerden, onlara duymak istediklerini vermek zorundasınız. Bu yüzden sevmem bazı insanları bu yüzden sevmezsiniz bu ibneleri.
Çok zaman geçti burada oturmayalı, çok zaman oldu düşünmeyeli.
Bazı zaman geliyor ve bu zaman oldukça uzun sürebiliyor, insan donup kalıyor. Beyni hiç bir şey düşünmüyor artık tam bir mal gibi kalıyor. Aa bu bir masa aa hava soğumuş üstümü giymeliyim gibi tam bir asalak gibi olduğun zamanlar olur. En azından benim için öyle oluyor yani. Aklından hiç bir düşüncenin geçmediği zamanlar. Ve bazen tam tersi beynimiz öyle oyunlar oynuyor ki gördüğümüz her manzarayı anlamlandırmaya çalışıyoruz. İşte bu gel gitlerle geçiyor günlerim dostlar.
Burada konuşmayı çok özledim. Neyse ne diyordum, ben kimseye bu kadar güvenmedim kimse için bu kadar şey yapmadım. Ve düşünebiliyor musun bütün bunlar internette tanıştığım birisi için. Lanet olsun ihtiyar nasıl böyle konuşabiliyorsun. Size sevdiceğimden bahsetmek istiyorum hemde çok diğer yandan siz bunları dinlemek istemiyorsunuz ki kan istiyorsunuz. Kahretsin tanrılar kurban istiyor. Gelecek yazıda bir kurban verelim o zaman. İyi sabahlar soğuk sabahlar dostlar hepinize.

3 Ekim 2013 Perşembe

3ekim

Sevgili dostlar hepinize merhaba. Yeniden. Son yazımda havalar soğuduğu vakit geri geleceğimi söylemiştim. Soğuk kafamın daha iyi çalışmasını sağlamıyor sadece kapalı havalar bana biraz daha hüzün ve düşünme fırsatı sağlıyor. Kimse kusura bakmasın parmak arası terlikle eve gelip yazı yazamam ben. Ben titreyerek yazı yazmaya alıştım, yatağımdan kalkıp kaç gece yazdım ben, kaç geceler kar yağarken ellerim buz tutmuşken aldım o kalemi elime..
Güzel şeyler bunlar tabi. Sevmiyorum aslında kışı bir düşünsene burnumun aktığı boğazımın şiştiği ve en kötüsü içlik giymek zorunda kaldığım bir mevsimi nasıl sevebilirim ki? Ama beni soğuk günlere bağlayan bir şey bar yazmak ey dostlar. Ama iyi ama kötü içimden geldiği gibi yaşadım hayatım boyunca. Yalanı sevmedim çok zorda kalmadıkça söylemedim. Çok nadir. 
Aynı yollardan yine yürüyorum aynı köprüyü yine geçiyorum fakat bu sefer aklımda başka düşünceler oluyor, yerdeki taşı bile sorguluyorum. Rüzgar soğuk ve kafamı eğmek zorundayım. Kapalı havalarda uyumayı seviyorum evet ben bir ayıyım. Ama söyleyin bana soğuk günlerde hanginiz evde kahvesini içip camdan dışarıyı seyretmeyi sevmiyor? Bana kızıyorlar niye böyle yapıyorsun diye niye kendine zarar veriyorsun diye. Hayır dostum benim kendime zarar verdiğim falan yok sadece nasıl istiyorsam öyle yaşıyorum. Içimden geldiği gibi yaşıyorum ve kuralları ve hayatı önemsemiyorum. Bu senin sinirini bozuyor belki neye güveniyor diyorsun. Hayır bir şeye güvenmiyorum sadece keyif yapmaya çalışıyorum.
Size söylemem gereken bir kaç haber daha var. Bundan sonra havalar soğuk olduğu süre boyunca yine buradayım. Kendimi anlatmaya, insanları dinlemeye. Hayatımda bazı değişiklikler oldu bu sıcak aylarda. Bilen bilir bisiklet merakımı, daha 15 gün önce çok büyük bir kaza atlattım. Şanslıydım, olabilecek en ucuz şekilde atlattım. Yeni lastiklerimle birlikte ıslak asfaltı gece karanlığında göremedim ve kayıp metrelerce yerde sürüklendim. Derslerimi aldım ve beni oldukça hırslandırdı bu kaza. O günden sonra bisiklet süremedim ama umuyorum bir korku yaratmaz bende. Neyse işte şimdi iyileştim zaten istanbula dönüp pedallamak için sabırsızlanıyorum.. Ve diğer önemli gelişme ise hayatımın anlamını bulmam oldu. Artık düşünülmesi gereken daha çok şey var. Görüşmek üzere. Konuşacak çok şeyimiz anlatacak çok hikayemiz var bu kış için.. Sıkı giyinin dostlar üşümeyin.. Sağlıcakla...

26 Temmuz 2013 Cuma

Biz daha ölmedik

Hayır yazmayı bırakmadım. Bir süredir internetim yok o yüzden buralara pek uğrayamıyorum. Oldukça yoğun bir zamandan geçtim, artık yeni bir evim var ve yanlız yaşıyorum en azından bu sene için öyle olacak. Hep hayalini kurduğum bir odaya yerleştim yeni yazılar ve yeni hayaller için ideal dedim tamam işte burası abi.Okulum uzadığı için pek moralim yok aslında zekalıyım ama çalışmamak ve ahmaklık yapmak hobim olduğu için böyle oldu. Havalar ısırdığı için tatiller başladı ve geleneksel yaz okullarıda. Yine hayatım yollarda geçiyor anlayacağınız. Bir okula hoop bir 500km yol oradan plaja gel gitler. Yoruluyorum güzel kitaplar okuyorum bol bol uykusuz gecelere devam ediyorum. Ştandart.
Havaların sıcak olmasından dolayı insan doğru dürüst bunalıma giremiyor bu biraz sinir bozucu. Güneş sürekli çıkıp gülümserse ne olacak biz karamsarlar için pek uygun havalar değil. Disco'ya mı gidelim abi, tamam gidelim ama çok oynamayalım bari.
Belki bilirsiniz hayatımda değişiklikler yaptığım daha duyarlı ve daha iyi ve karşısındakini daha iyi dinleyen bir insan olmaya çalıştığım bir dönemin artık sonundayım. Bütün levelleri başarıyla geçtiğimi söyleyebilirim. Bu sevindirici bir gelişme oldu benim için eski duyarsızlığımın gitmiş olmasını çevremde fark edip 'sonunda' diye bir tepki aldım. Artık meyveleri toplama zamanı.
Son olarak ben her zaman tanıdığınız yaşlı bunak olarak devam ediyorum fakat bir kaç 'bug' tamir edildi ve güncellendi diyelim. Bu bana biraz daha umutla bakmamı sağladı hayata yani az da olsa. Bütün bunları eski bir uzakdoğu tekniği ile yaptım. Karete veya yoga değil samuray hiç değil. Neyse havaların soğuduğu şafak vaktinde doğuya bakın. Görüşürüz. Son olarak geçen gün günlüğüme yazdığım bir kaç cümleyi paylaşmak isterim.
Ve yanlızlık insana çok şey öğretiyor. O kadar düşünüyorsun ki sonunda aptal bir gülümsemeyle uykuya dalıyorsun. Bir nevi devreleri yakma durumu yani. Sokaktaki sesleri dinleyip kaydediyorsun, gereksiz ne varsa aklının bir köşesine yerleşmeye başlıyor ve rahatsızlık duymaya başlıyorsun insanlardan. Evimin uçsuz bucaksız bir arazinin ortasında olmasını isterdim. Yanıbaşımda bir ağaç ve sadece yeşillik göreceğim, ağaçlar olsun mavi gökyüzünün altında başka bir şey değil. Eğer istediklerimi gerçekleştirebilirsem bir sene sürecek bu yanlızlık ve sonrası kaos olacak. Huzurumun tadını çıkarıyorum ve eğer aklımı kaybetmezsem bu en güzel ve en uzun tatilim olabilir. Okumak ve yazmak  şimdilik delirmemek için yaptığım şeylerden. Gerçi çok okuyarak delirmiş insanların hikayelerini de duymuştum. En iyi ihtimalle kuru kuru delirmemiş olurum.
Sonuçta eski maestroya yeni şarkı öğretenezsin. Cao.

17 Haziran 2013 Pazartesi

Siyasetçi Sevmem

Siyaset ve politikacılardan nefret ederim, her zaman. Çünkü onlar bana ruhlarını satmış sahtekar insanlar olarak gelirler. Bir örgüt yada siyasi partiye karşı yakınlık duymadım hiç bir zaman. Ama gezi olayları bizi canlandırdı. Nasıl canlandırdı açıklayayım. Arkadaşlarımızla sohbet siyasete geldiği zaman hep konuyu değiştirmeye can atan birisiyim fakat eleştirimi yaparım geçer giderim. Bu her zaman böyle iken gezi olaylarının başlangıcını bilirsiniz, taraftar gruplarının desteği ile insanlar taksime çıkmak istediler. Orada her şey biterdi ve ertesi gün gazeteler sporda barışı sağladı gezi parkı diye başlık atardı güler geçerdik. Fakat polisin anlaşılmaz sertliği insanları isyan noktasına getirdi. Taraftarlar önce o meydanlara koştu çünkü onlar her zaman polisle çatışmışlardı son zamanlarda bütün takım taraftarlarının yaşadıklarını hatırlayın lütfen. Ben artık bu polis şiddetine dur demek için koştum ve insanlara destek olmak istedim. Olaylar sonra başka yönlere saptı siyasi bir rant pazarına dönüştü adeta.

Pek çok komplo var şu anda dış mihraklar, faiz lobisi ne bileyim dış basın bizi kötü gösteriyor falan. Siyasilerin amacı ne bilemiyorum bende fakat ben farklı bir noktaya çekmek istiyorum bu konuyu. Kim bu adamlar? Kim bu bizi yönetmesi için seçtiğimiz adamlar? Nasıl oralara geliyorlar da biz onlara oy verecek duruma geliyoruz. Var mı bunun bir okulu siyasal bilimler dışında? Bizi yöneten insanlar daha gençlikten partilere üye olup bizim boş işler siyasetle uğraşma dediğimiz peşinde koşan tipler değil mi? Hatırla birazcık lisede siyaset kovalayan o tipleri, kimdi o insanlar abi kimdi onlar?
Hükümetler halkın yansımasıdır derler ve çok doğru derler, daha geçen ay sen insanlara küçümser gözlerle bakmıyor muydun haydi söyle bana. İçimizden birileri çıkıyor ve sırf partilere üye olduğu için bir yerlere gelebilmek için yalakalık yapıyor yalan atıyor, böyle yetişiyor doğrusunu belirliyor ve bize oy verilmesi gereken tipler olarak yansıyorlar.
İletişim danışmanlarından eğitimler alıp meydanlara çıkıp insanları coşturuyor ve insanları gaza getiriyorlar. Kim bu gaza getirdikleri insanlar, sokakta burun kıvırdığın ahmetler ayşeler onlar.
Çıktım meydanlara bende bağırdım sesimiz duyulsun diye, çünkü hükümetin tutumundan rahatsızdım, üslubu beni rahatsız ediyordu. Hala öyle. Fakat bu isyanın asıl sebebi doğru dürüst bir muhalefet olmaması yüzünden. Birileri çıkıp 'diğer' insanların kalan yüzde ellinin haklarını savunabilseydi böyle olmazdı hiç bir zaman.
Ben kendi halinde yaşamaya çalışan herhangi birisiyim, tek isteğim bu cennet vatanımızın değerini bilip huzur içinde yaşamak. Ülkemi ve bu insanları çok seviyorum ve inanın bu olaylar başladığından beri dualar ediyorum ve inşallah daha kötü olmadan düzelecek ve bu kaos ortamı sona erecek.
Fakat herkesten rica ediyorum lütfen olayları her açıdan görmeye çalışalım ve çevremize anlatalım neden böyle oldu diye. Bakın benim dedelerim farklı dinden insanlarla birlikte yaşamışlar senelerce barış içinde ve kısa bir süre içinde savaşın ortasında kalmışlar. O yüzden kaos ortamının neler yaratabileceğini hep bizlere anlattılar, sağduyu lazım insanları birbirine küstürmemek lazım.
Umuyorum bizi yöneten o insanlar bize bir oyun oynamıyorlar ve bir kaç oy uğruna böyle açıklama yapmak zorunda kalmıyorlar. Çünkü bende sizde o tipleri iyi bilirsiniz eziklikleri ruhlarına işlemiştir her şey beklenir onlardan. Ben siyasetçiye güvenmem böyle bir konu ile ilgili yazı yazmak zorunda kaldığım içinde küfürler ediyorum hepsine teker teker. Gelip beni de inceleyebilirler ben rahatım. Düşüncesi ne olursa olsun insanları sağduyulu olmaya davet ediyorum sadece.
İnşallah daha güzel günler daha güzel yarınlar göreceğiz. Bu olaylar bize ders olsun ki karşımızdaki insanları dinlemeyi bilelim ve yalandan sakınalım.
Haydi sağlıcakla kalın dostlar, gün birlik olma günü karşımızdaki insanı dinleme günü. İnanın sadece.

27 Mayıs 2013 Pazartesi

27mayıs

Niye mükemmel olmaya çalışıyorsun? Kaybedeceğini bildiğin yarışlarda koşmaya çalışıyorsun. Aynaya baktığında kimi görüyorsun? Kendini tanıyabiliyor musun orada? Sıradan 'bugün kendimi çok kötü hissediyorum' soruları işte. Ne ara ben böyle keyifsiz, huzursuz bir adam oldum çıktım asıl onu merak ediyorum. Bir yandan koşmak istiyorum ama içimden bir ses hep saklanmak istiyor. Hala büyüyemedim mi lan ben yoksa, saçma sapan triplere girip duruyorum.
Ne oldu dedi var mı bir değişiklik hayatında bari, dedim dünya tersine dönse bazı insanların kaderi değişmiyor işte. Dedi o zaman neden değişmeye çalışıyorsun kendini harap ediyorsun seni tanıyamıyorum, kafasını kuma gömüp dünyayı yok sayan bir adamken evrimleşip zürafa gibi yukarıdan bakmaya başladın. Bir şey diyemedim yutkundum sadece ve kurumuş boğazımı ıslattım o asitli sidikle. Ne yaparsan yap mutlu olamazsın dedi, senin gibi adamlar mutlu olmayı istemezler çünkü. Neden böyle bir düşünceye kapıldığını bilmiyorum ama beni çok iyi tanıyordu vardır bir bildiği, vardır benim göremediğim bir şey diyerek yine cevap vermeyip gözlerimi kaçırdım. Konuşmuyorsun, ne düşündüğünü bilemiyorum ama gidip blogunda yazmasını iyi biliyorsun, asosyal desem değilsin sosyopat hiç değilsin, kaçak hayatı yaşayıp gününü gün etmeye çalışıyorsun sadece diye devam etti bombardımanına. Bilmiyorum dedim yine yeniden. Yine kaçıyorsun işte git kendi dünyana, kendi yalnızlığında boğul, hiç bir şeyi hak etmiyorsun elindeki nimetleri göremeyecek kadar salaksın çünkü.. Senin ben hayalini sikim çocuk diye son verdi sözlerine. 'Öyle deme ama' bile diyemedim..
bir şarkı ile biter bu gece.

24 Mayıs 2013 Cuma

23mayıs


Lise sondu sanırım hayatımda ilk defa sürpriz bir parti düzenlendi bana. Okuldaki herkeşler sus pus olmuş kimse çaktırmıyor bir şey ama akşam olunca hepsi geldiler. Anlatıp durdular ulan nasıl üzüldün gündüz kimse seni takmayınca diye. İnadına kimse beni iplememiş o gün karar alınmış. Bugün doğum günüm demeye bile fırsatım olmadı yani. Çok kötü bir gündü ama sonra saolsun hepsi gelip beni mutlu etmişti. Bu en son kutladığım doğum günüydü. Onun öncesinde çocukluk heyecanıyla bir kaç pastalı organizasyon düzenlendi tabi güzel günlerdi ama bana hep soğuk geldi.
Bugün sohbet ediyoruz doğum günü üzerine hay şöyledir böyledir diye ama sanal alem olmasa kaç kişi hatırlayıpta kutlayacak doğum gününü. Geçen sene ailem bile unuttu gitti, hani büyütülecek bir şey değil ama insan içten içe hatırlanmak istiyor, bari bu gün be diyor. Ne kadar yok saysamda istiyorum mutlu ol densin istiyorum sanırım.
Anlayacağınız üzere bugün benim doğum günüm dostlar. Yaş oldu çok, zaman çabuk geçiyor. Ama sürpriz bir doğum günü mesajı aldım bugün, gerçekten harikaydı onu belirtmek isterim. Onun dışında gayet sıradan ve boktan bir gündü işte. Gez toz lüks içinde yaşa heroin iç kokain takıl yinede mutlu olamazsın. Çünkü seni mutlu edecek bir mesajı bekliyorsundur. Ne aptalca değil mi? Varlık içinde yokluk çekmek işte budur. Seni siklemeyen birinden medet ummak ah ne kötü..
Neyse doğum günüm kutlu olsun zaten kimsenin sikinde değilya.. Dileğim herkes sevdiğiyle sağlıklı ve mutlu bir hayat geçirsin.. Belki bir yıldız kayarda tutar dileğim.. iyi geceler..
Not.2 dakika geç kaldı yazım.